“AKARYAKIT VE LPG MEVZUATINA İHTAR MEKANİZMASI GETİRİLMELİ”

“AKARYAKIT VE LPG MEVZUATINA İHTAR MEKANİZMASI GETİRİLMELİ”

07 Eylül 2016

Petrol Ürünleri İşveren Sendikası (PÜİS) Genel Sekreteri Güner Yenigün, akaryakıt bayilerinin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nda yapılmasını istediği değişiklikleri Enerji Petrol Gaz’a anlattı.

Sektörün beklentilerini uzun süredir dile getirdiklerini belirten PÜİS Genel Sekreteri Güner Yenigün, bu kapsamda sürdürdükleri çalışmaları ve hayata geçmesini bekledikleri uygulamaları değerlendirdi. Akaryakıt bayilerinin beklentilerine ilişkin önemli açıklamalar yapan Yenigün, bayilere kesilen cezaların, bayileri ticaret yapamaz hale getirdiğini vurguladı. Enerji Petrol Gaz’a sektörün beklentilerini anlatan PÜİS Genel Sekreteri Yenigün, astronomik rakamlara ulaşan cezaların öncesinde “ihtar” mekanizmasının olması gerektiğini de vurguladı.

“LİSANS UZATIMINDA EPDK SÜRECİ BAŞARILI YÖNETİYOR”

Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen vergi borcu yapılandırması konusunda akaryakıt bayilerini neler bekliyor? EPDK’ya olan borçlarda herhangi bir yapılandırma söz konusu olacak mı?

6736 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun” bağımsız kurul niteliğindeki EPDK’nın kesmiş olduğu idari para cezalarını af kapsamına almadı. Ancak, başta Genel Başkanımız Sayın İmran Okumuş olmak üzere, EPDK’nın kesmiş olduğu cezaların da kapsam içine alınması için PÜİS olarak sürekli çaba gösteriyoruz. Çabalarımızın karşılık bulması durumunda ciddi boyutta mağdur olan bayilerimizin önemli bir sorunu çözülmüş olacak. Sayın Genel Başkanımızın Bakan seviyesinde yaptığı görüşmelerin mutlaka olumlu sonuç vereceğine inanıyoruz.

Bayilerin lisans süre uzatımıyla ilgili geçtiğimiz günlerde önemli gelişmeler yaşanmıştı. Süreç nasıl işliyor?

Lisans süre uzatımında, bazı dağıtıcıların bayileri yanlış yönlendirmeleri dışında bir problem çıkmıyor. Gerek bizim tarafımızdan, gerek dağıtıcıların geniş bir bölümü tarafından, gerekse EPDK tarafından bu sürecin hasarsız geçmesi için ciddi çaba sarf ediliyor. EPDK bu süreci hakikaten çok başarılı yürüttü ve yürütmeye devam ediyor. Kısacası bazı ek imkanlar tanınarak lisanslama süreci problemsiz olarak yürütülüyor. Ancak sayıları fazla olmayan bazı dağıtım şirketleri bir takım baskılarla bayilerini yanlış yönlendirerek sözleşme süreleri biten bayilerin sözleşmelerinin yine kendileriyle yapılmasını sağlamaya çalışıyorlar. Maalesef bunda da kısmen de olsa başarılı oluyorlar. Ancak bayilerimiz büyük bir hızla bilinçlendiler. Dolayısıyla bayilerimiz genelde EPDK’ya evraklarını eksiksiz teslim etmeleri halinde, herhangi bir problemle karşılaşmıyorlar.

“ŞEHİR İÇİNDE 1 KM TAHDİDİ MUTLAKA UYGULANMALI”

Kilometre tahdidi uygulamasında sıkıntı yaşanıyor mu?

Bir süre önce mevzuatta yapılan bir değişiklikle büyükşehir belediyelerinin sınırları il sınırları olarak kabul edildi. Bu durumda, şehir dışındaki istasyonlar için uygulanan 10 kilometrelik mesafe tahdit uygulaması büyükşehirlerde kaldırılmış oldu. Bunun getirdiği bir takım zorluklar ve mağduriyetler gündeme geldi. Örneğin Ankara veya İstanbul gibi şehirlerimizde il sınırının tamamında yapılaşma olması nedeniyle 1 kilometreyi doğal karşılayabiliriz. Ancak diğer illerde yapılaşma tüm ili kapsamadığı için, bu illerde 1 kilometreyi esas almak yanlış olur. Bu sorun 5015 sayılı yasada şehir içi - şehir dışı tarifinin belirtilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tanımın mevzuata eklenmesi için EPDK’ya başvurduk. Zira, şehir içinde 1 kilometre sınır tahdidinin mutlaka olması gerektiğine inanıyoruz. Böylece ülkemizde zaten var olan “istasyon enflasyonunu önlemiş oluruz. Bir başka ifadeyle 1 kilometre sınır tahdidi hem bayileri, hem de ülke ekonomisini koruyan bir uygulama olduğunun herkes tarafından kabul edilmesi gerekir.

“BAYİ İSTEDİĞİNDE LPG SATABİLMELİ”

Tüketiciye satışlarda LPG ile akaryakıtın tabi olduğu uygulamalarda ne gibi farklılıklar var?

LPG, bizimle iç içe olan bir sektör. Emniyet tedbirleri de dahil olmak üzere satış uygulamalarına bakıldığında LPG ile akaryakıtın arasında bir farkın olmadığı görülür. Dolayısıyla akaryakıt istasyonlarında LPG satılması kadar normal bir şey yok. Bu konuda mevzuattan kaynaklanan tüm engeller kalkmalı ve bayiler istasyonlarına LPG dispenserini de kilometre tahdidi gibi herhangi bir engelle karşılaşmadan koyabilmeli. Ayrıca bayilere idari para cezaları konusunda Petrol Piyasası Kanunu’nda öngörülen 1/5 oranındaki indirimin LPG piyasasındaki bayilere de uygulanması gerekir.

“ASIL GÖREV REKABET KURUMU’NUN”

PÜİS’in uzun süredir dile getirdiği “Maliyetin altındaki satışlar” kavramıyla neyi vurgulamak istediğini anlatır mısınız?

Uzun bir süredir PÜİS olarak akaryakıt ve LPG sektöründe maliyetin altındaki satışların önlenmesi gerektiğini vurguluyoruz. Zira bir ticari müessesinin zararına satış yapması söz konusu olamaz. Dolayısıyla dağıtıcılar EPDK’ya her fiyat değişiminde bildirimde bulunurlarken, “benim maliyet fiyatım bu” şeklinde beyanda bulunmalı ve bunun altında bir satış yapılıyor ise ilgili tüm kamu kurumları buna müdahale edebilmeli.Nitekim bir süre önce Ankara’da yapılan bir seminerde Portekiz Rekabet Kurumu Başkanı’nın kendisine sorulan bir soru üzerine “Portekiz’de maliyetin altında satış yapıldığı takdirde, biz o istasyonu kapatırız” şeklindeki beyanı da yukarıdaki söylemimizin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamaktadır. Biz de bu konuda asıl görevin EPDK’dan çok Rekabet Kurumu’na düştüğüne inanıyoruz.

Tarım üreticileri için Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından verilen motorin desteği konusunda da bir değişiklik talebinizin olduğunu biliyoruz. Detaylarını paylaşır mısınız?

Ülkemizde tarım üreticilerini korumak için düzenlenen mevzuat hükümleri bulunmakta. Bunlar tarımı teşvik etmek amacıyla tarım üreticilerine tanınan bazı haklar. Bunların en önemlilerinden biri ise tarım üreticilerine uygun faizli kredilerin tanınması. Kendilerine verilen bu hakların hepsi normal. Ancak sadece tarımda kullanılması şartıyla normal. Ne var ki, ülkemizde yapılan uygulamada durumun farklı olduğunu görüyoruz. Düşük faizli bu kredilerin kullanılması yoluyla kooperatiflerin ucuz maliyetle temin ettikleri motorini, tarım dışındaki araçlara da vermeleri sonunda ortaya anormal bir tablo çıkıyor. Bu tabloda Tarım Satış Kredi Kooperatiflerinin akaryakıt istasyonlarıyla haksız bir rekabet içine girdikleri gözleniyor. Bunun tek çaresi bu uygulamayı sonlandırmak ve tarım üreticisini teşvik edilecek miktarın, vergi iadesi yöntemiyle kendilerine verilmesinin sağlanmasıydı.

“ULUSAL MARKER KAÇAKÇILIĞIN TEK GÖSTERGESİ OLMAMALI”

Ulusal marker uygulamasını bayiler açısından değerlendirebilir misiniz? Marker, LPG satışında da uygulanıyor mu?

Ulusal markerin mevzuat hükmü haline gelmesinde amaç bugünkü uygulamadan çok farklı idi. Amaç, herhangi bir birimden alınan akaryakıtın standartlara uygun olup olmadığını tespitinin hızlı ve ekonomik olarak yapılmasıydı. Zira bir numunenin analizinin tüm değerler üzerinden yapılması uzun süreçte ve yüksek maliyetli oluyordu. 

Bunu önlemek için akaryakıtın içine bir marker ilave edelim ve sadece bu marker seviyesini kontrol ederek ilk tespit yapılsın denildi. Şayet bu ilk tespitte marker seviyesi istenilenin altında çıkar ise o takdirde diğer analiz işlemine geçilmesi öngörülmüştü. Ancak uygulamada ne yazık ki söz konusu amaçtan çok uzaklaşıldı ve ulusal marker seviyesinin düşük olması kaçağın tek göstergesi haline getirildi.

Bu uygulamanın sonucunda teknik değerlerinin tamamı standartlara uygun olmasına rağmen, ulusal marker seviyesinin düşük olması nedeniyle yüzlerce bayi kaçakçı damgasını yiyerek mağdur oldu. Ve çok ciddi idari para cezalarıyla karşı karşıya kaldı. Daha da vahimi bayilerin ulusal markerin akaryakıta katılmasında hiçbir şekilde müdahil olamadığı halde cezalandırılmalarıdır. Ulusal markerin kaçağın tek göstergesi olarak kabul edilmemesi gerektiği görüşünü savunuyoruz. Bunun için de mücadele ediyoruz ve sonunda mutlaka değiştirileceğine inanıyoruz. Bu arada ulusal marker LPG’de uygulanmıyor. Sektörün hemen hiçbir katmanı bunu talep etmiyor.

“CEZALAR ÖLDÜRÜCÜ DEĞİL, CAYDIRICI OLMALI”

Yine sürekli gündeme getirdiğiniz bir husus da akaryakıt ve LPG piyasasında uygulanan cezaların yüksekliği. Bu konuyu açıklar mısınız?

Anayasa Mahkemesi’nin de bir süre önce aldığı bir kararla öngördüğü üzere gerek 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, gerekse 5307 sayılı LPG Kanunu’nda öngörülen cezalar caydırıcı değil, öldürücü boyutta. Ayrıca bu cezalar suçun kapsadığı alanla da orantılı değil. Dolayısıyla bu cezaların mutlaka makul seviyelere çekilerek caydırıcı niteliğe büründürülmesi ve suçun kapsadığı alanla orantılı hale getirilmesi gerekir. Bu konuda bir başka önemli husus ise Türk hukuk sisteminde var olan ihtar mekanizmasının akaryakıt ve LPG mevzuatında yer almamasıdır. Bu mekanizmanın da mutlaka akaryakıt ve LPG mevzuatında uygulanması sağlanmalıdır.